Türkçe | English 
 
   
Hava Emisyon Şubesi
Hava Emisyon Ana Sayfa
Tüzükler
Faaliyetler
Resim Galerisi
Haberler
Yasalar
Hava Kalitesi web sayfası linkleri
Hava Kalitesi Hedefleri
Hava Kirliliği Hakkında Genel Bilgi
Hava Kalitesi Raporları
Egzoz Emisyon Ölçüm Lisanslı İşletmeler
Hava Kalitesi İstasyonları
Personelimiz
Hava Kalitesi Ölçüm Ağı Linki
 
kullanıcı adı: 
şifre: 
 
 
Şikayet / Öneri Formu
Her türlü Şikayet ve Önerilerinize
her zaman açığız....
 
 
Hava kirliliği nedir?
 

Hava kirliliği ve hava kalitesi ile ilgili konular yeni değildir. Konuyla ilgili ilk şikâyetlerin tespiti daha orta çağda, birçok Avrupa kentinde kömürün ısıtma amacıyla ilk kullanımı ile ortaya çıkmış bulunmaktadır. 19.ncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren ana Avrupa kentlerinin atmosferi, kış sezonunda kömür dumanı nedeniyle düzenli olarak kirletilmiş, bu da dumanlı sis olarak adlandırılan bir sis ve duman karışımının artmasına neden olmuştur. Eski dönemlerde, ev ve fabrikalardan çıkan kirlilik bugünkünden çok daha kötüdür ve bunun nedeni kirliliğin havaya karışımını kontrol eden çok nadir kanunların bulunmasıdır.

Hava kirliliği, solumakta olduğumuz havanın içersinde bulunabilecek her türlü zararlı maddenin tanımlanması için kullanılan bir deyimdir. Hava kirleticiler, çöller veya volkanlar gibi doğal kaynaklardan salınmakta olup, iç ve dış atmosferdeki kirlenmenin temel nedenlerinden birisi insandır. Hava kirliliği, kötü hava kalitesine neden olacak, gerek insan ve gerekse çevre üzerinde bir dizi etki yaratacaktır.

Hava kirliliğinin önemli kaynaklarından birisi de araçlar, fabrikalar, güç santralleri ve evsel ısıtmadır. Karayollarındaki araç sayısı sürekli artmaktadır. Her bir araç yakıt yakmakta, sonucunda genellikle zararlı olan kimyasal karışımlar içeren duman ekzoz'tan dış ortama yayılarak, havayı kirletmektedir. Bizler yemek pişirmek, TV seyretmek ve günlük hayatımızı daha konforlu hale getirmek için elektrik kullanımına bel bağlamış bulunmaktayız. Elektrik güç santrallerinde fosil yakıtların yakılması sonucu elde edilmektedir. Yakıt yakıldıkça, Kükürt Dioksit ve Azot Oksit bacalar vasıtasıyla atmosfere salınmaktadırlar. Birçok insan aktivitesi sonucu toz oluşmakta, bunlara da partiküler madde denilmektedir.

Büyük (dış ortam) hava kirleticilerinin aşağıda belirtilen temel özellikleri, detaylıca tanımlanacaktır.

Azot dioksit (NO2)

Havanın içersinde ne zaman bir şey yansa, Azot oksitleri oluşacaktır. Bunun nedeni de, solumakta olduğumuz havanın temel olarak Azot (78%) ve Oksijen’den (21%) oluşması ve bunların da ortamda enerji (yanan maddelerden) bulunması durumunda birleşmeleri söz konusu olmaktadır.

En yaygın azot oksitler (genel olarak NOx tanımlanmaktadırlar) azot oksit (NO) ve Azot dioksit (NO2)’dir. Azot oksit (NO) kokusuz, renksiz bir gaz olup, içerideki yakıtın yüksek sıcaklıklarda yakılması sonucu elde edilir, örneğin otomobiller ve diğer karayolu araçları, ısıtıcılar ve pişiriciler. Hava ile temasa geçtiklerinde, derhal oksijen ile birleşmeye geçmekte ve sonucunda azot dioksit (NO2) oluşturmaktadırlar. Atmosferdeki birçok azot dioksit (NO2), azot oksit’in bu şekilde oksidasyonu sonucu ortaya çıkmaktadır, her ne kadar bazıları kaynağından direkt olarak salınıyor olsa da. Bu durum tütün dumanı içersinde de bulunmaktadır.

Bu kırmızı kahverengi renkte, alev almayan ve ayırt edici kokuya sahip bir gazdır. Önemli konsantrasyonlarda oldukça zehirli olup sonucunda ciddi gecikmeli etkisi görülen akciğer hasarları ortaya çıkmaktadır. Azot gazına mazur kalmanın diğer sağlık etkileri, nefessiz kalma ve göğüs ağrılarıdır. Azot dioksit kuvvetli bir oksidasyon ajanı olup, hava ile su buharı vasıtası ile reaksiyona girerek korozif nitrik asit oluşturdukları gibi, aynı zaman da toksik organik nitratlar da oluşturmaktadırlar. Bu durumda, ağaçların, balıkların ve hayvansal yaşamın ölümüne neden olan asit yağmurlarının oluşmasına neden olmaktadır. NO2 aynı zamanda toprak seviyesi ozon ve dumanlı sis oluşmasını sağlayan atmosferik reaksiyonlarda temel rol oynamaktadırlar.

Azot dioksit trafik-alakalı bir kirletici olup, konsantrasyonları genel olarak kırsal kesimlere oranla kentsel kesimlerde daha yüksektir.

Partiküler Maddeler (PM10 ve PM2.5)

Partiküller aerodinamik çapları uyarınca tanımlanmaktadırlar, örneğin PM10 (aerodinamik çapları 10 µm den daha küçük olan partiküller) veya PM2.5 (aerodinamik çapları 2,5 µm den daha küçük olan partiküller). PM’in temel komponentleri sülfatlar, nitratlar, ammonia, sodium klorit, karbon, mineral tozları ve sudur. Madde, havada askıda bulunan organik ve inorganik maddelerin katı ve sıvı partiküllerinin bir kompleks karışımıdır.

PM10 genellikle toprak kabuklu malzemeleri ile karayolu aracı ve endüstriyel tesis tozu içermektedir. PM2.5 ise ikincil derecede oluşmuş aerosoller, yanma partikülleri ve tekrar kondense olmuş organik ve metalik buharlardan oluşmuştur. Partiküler maddelerin asit komponentleri genellikle ince partiküller şeklinde oluşmaktadır.

Daha ileri bir ayrıştırma ise partiküllerin orijinleri üzerinden birincil veya ikincil olarak sınıflandırılmaları olacaktır. Birincil partiküller atmosfere direkt olarak yayılırken, ikincil partiküller ise diğer kirleticilerin reaksiyonları sonucunda oluşanlardır. Kırsal çevrede oluşan ikincil partiküller genellikle, içersinde kükürt dioksit ve azot oksitler bulunan reaksiyonlar sonucunda oluşan sülfatlar ve nitratlar şeklindedir.

Troposferik (Atmosferin Alt Tabakalarında) Ozon (O3)

Ozon (O3), moleküler oksijen’in (O2) bir tri-atomik formudur. Madde toksik, uçuk mavi renkte, istikrarsız bir gaz olup, keskin bir kokuya sahiptir. Ozon özellikle stratosferde olmak üzere dünya yüzeyinden 19 ila 30 km. yukarıda doğal olarak bir tabaka şeklinde bulunmaktadır. Söz konusu yükseltilerde ozon, yer yüzeyine inmekte olan ultraviolet (UV) radyasyonunu filtre etmektedir. Yeryüzü seviyesinde ozon, insan sağlığına önemli bir tehdit arz etmektedir. Ozon güçlü bir oksitleyicidir.
Troposferik Ozon’un atmosferdeki ömrü yaklaşık 22 gündür.

Benzen ve diğer UOB’ler

Uçucu Organik Bileşkeler veya UOB’ler, oda sıcaklığında kolaylıkla buharlaşabilen organik kimyasallardır. Bunlar, moleküler yapılarında karbon elementi içerdiklerinden organik olarak tanımlanmaktadırlar. UOB’ler, hidrokarbonlar (örneğin, benzen ve tolüen), halokarbonlar ve oksijenatlar gibi oldukça geniş bir aralıktaki bileşikleri içermektedir.

Hidrokarbon UOB’ler genellikle metan ve metan-dışı diğer UOB’ler olarak gruplandırılmaktadırlar. Metan UOB’lerin önemli bir komponenti olup, küresel ısınmaya ve yeryüzü seviyesinde veya atmosferin düşük seviyelerinde ozon oluşumuna direkt katkısı olan bir gazdır. Atmosfere salınan metanın büyük bir kısmı, doğal gaz dağıtım sistemlerinden sızıntı yoluyla kaçan doğal gazdır. Benzen, bir metan-dışı hidrokarbon olup, renksiz, berrak bir sıvıdır. Madde oldukça kararlı ancak yüksek seviyede uçucu ve oda sıcaklığında buharlaşmaya hazır vaziyettedir.

Kükürt Dioksit (SO2)

SO2 renksiz, alev-almaz ve keskin bir kokusu olan gazdır. Gaz, fosil yakıtların (kömür ve fuel oil) yakılması sonucunda ve kükürt içeren mineral cevherlerinin tasfiyesi sonucunda elde edilmektedir. SO2‘nin daha ileri safhada oksidasyonu ve genellikle NO2 benzeri bir katalistin bulundurulması sonucunda H2SO4 ve sonucunda asit yağmuru oluşmaktadır. Kükürt dioksit emisyonları da aynı zamanda atmosferdeki partiküller için öncü olmaktadırlar.

Karbon Monoksit (CO)

Karbon monoksit (CO) renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olup, havadan biraz daha hafif olan bir gazdır. Gaz, insan ve hayvanlar için yüksek miktarda bulunduğunda yüksek oranda toksik olup, aynı zamanda normal hayvan metabolizmalarında düşük oranlarda üretilmekte ve bunun normal bazı biyolojik fonksiyonlara sahip olduğu düşünülmektedir. Karbon monoksit (CO) karbon içeren yakıtlar yakıldığında ve düşük miktarda oksijen bulunduğunda üretilmektedir. Gaz aynı zamanda, yakıtların çok yüksek sıcaklıklarda yakılması sonucunda da üretilmektedir. Gaz hava veya oksijen içersinde mavi bir alev olarak yanmaktadır.
Yeterli miktarda O2 beslemesinin bulunduğu ortamlarda, yanma esnasında oluşan karbon monoksitin önemli bir kısmı oksidize olarak derhal Karbon dioksit’e (CO2) dönüşecektir.

Karbon Dioksit (CO2)

Karbon dioksit (kimyasal formülü CO2) standart sıcaklık ve basınç altında Dünya atmosferinde gaz halinde bulunmaktadır. Karbon dioksit renksizdir. Düşük konsantrasyonlarda, gaz kokusuzdur. Yüksek konsantrasyonlarda ise keskin asidik bir kokuya sahiptir.
CO2 eser bir gaz olup, atmosferin 0.039%’unu kaplar.

Karbon dioksit bitkilerde şeker üretilmesi amacıyla, fotosentez sürecinde kullanılmakta olup, bu da gerek solunumda ve gerekse bitki yetiştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla diğer organik bileşenlerin oluşturulmasında ham madde olarak kullanılmaktadır. Bitkilerin ve direkt veya endirekt olarak bitkiler vasıtasıyla doyan tüm hayvanların, mantarlar ve mikroorganizmaların solunumları esnasında dışarıya verilmektedir. Bu nedenle karbon çevriminin temel bir elemanıdır.

Kurşun

Kurşun yumuşak, şekillendirilebilir bir metal olup, sembolü Pb’dir. Kurşun havada çok küçük partiküller halinde bulunmaktadırlar. Kurşun aynı zamanda ağır metallerden birisi olarak kabul edilmektedir. Metalik kurşun, kesildikten hemen sonra mavi-beyaz bir renge sahiptir, ancak hava ile temasa geçtiğinde kısa sürede donuklaşarak silik bir gri renge dönüşmektedir.
Kurşunun havaya karışması toprak erozyonu, volkanik püskürme, deniz spreyleri ve çalılık yangınları sonucunda olabilmektedir. Kurşunun havadaki doğal konsantrasyonu, herbir metreküp’te 0.1 mikrogram’dan daha azdır.