Türkçe | English 
 
   
Hava Emisyon Şubesi
Hava Emisyon Ana Sayfa
Tüzükler
Faaliyetler
Resim Galerisi
Haberler
Yasalar
Hava Kalitesi web sayfası linkleri
Hava Kalitesi Hedefleri
Hava Kirliliği Hakkında Genel Bilgi
Hava Kalitesi Raporları
Egzoz Emisyon Ölçüm Lisanslı İşletmeler
Hava Kalitesi İstasyonları
Personelimiz
Hava Kalitesi Ölçüm Ağı Linki
 
kullanıcı adı: 
şifre: 
 
 
Şikayet / Öneri Formu
Her türlü Şikayet ve Önerilerinize
her zaman açığız....
 
Hava kirliliğinin etkileri nelerdir?
 
Azot dioksit (NO2) Kısa süreli olarak 200 μg/m3 „ı geçen konsantrasyonlar, nefes yolunun önemli bir şekilde yanmasına neden olabilecektir. Bununla birlikte sağlıklı insanlar, seviyeleri yükseldiği zamanlar da dahil olmak üzere azot dioksit nedeniyle problem yaşamayacaklardır. NO2 ‟ye maruz kalarak solunum problemi yaşayan insanlar için, akciğer fonksiyonları etkilenebilecek ve hava yollarının daha hassas olmasına neden olabilecektir. Yüksek kirlilik seviyelerinde egzersiz yapmaları durumunda, astım hastalarının etkilenmeleri risk oluşturmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar göstermiştir ki, uzun süreli NO2 maruziyeti yaşamış asmatik çocuklarda bronşit semptomları artmaktadır. NO2, PM2.5‟in önemli bir fraksiyonunu oluşturan nitrat aerosollerinin ana kaynağıdır. NO2, güneş ışığı mevcudiyeti durumunda, atmosferde Ozon oluşması için bir öncü olacaktır. Partiküler Madde (PM10 ve PM2.5) Partiküler madde, insan sağlığına en kötü etkisi olan hava kirleticilerden birisidir. Akciğerler tarafından en derin noktalara kadar solunabilecek olan küçük partiküller PM10 ve PM2.5 olarak adlandırılırlar. Bunlardan daha iri olan partiküller ise üst solunum yollarında filtre edileceklerdir. PM2.5 bunların en tehlikelisi olup, bronkiollerin çevresel bölgelerinin en derin noktalarına kadar solunabilmekte ve akciğerler içersinde gaz değişimine etki edebilmektedirler. PM‟in sağlık üzerindeki etkisi, Kıbrıs‟taki maruz kalma derecesi ile orantılı olmaktadır. Dünya Sağlık Organizasyonu (DSÖ), insan sağlığı üzerinde hiçbir hasarın oluşmayacağı bir PM seviyesi için sınır tanımlayamamışdır. Partiküllere kronik maruziyet kardiyovasküler ve solunum yollarında hastalık oluşma riski taşımakta ve ilaveten akciğer kanseri riskini de taşımaktadır. Katı yakıtların içeride ve açık mahallerde veya geleneksel sobalarda yakılması sonucu kirleticilere maruz kalma, genç çocuklarda alt solunum yollarında akut enfeksiyon riskini yükseltmekte ve ilgili ölümcül durumları getirmektedir. Katı yakıtlar nedeniyle dahili hava kirliliği aynı zamanda yetişkinler için kronik obstrüktif pulmoner hastalıklar ve akciğer kanseri için temel risk faktörü olmaktadır. Yüksek seviyelerde kirliliğin oluştuğu bölgelerde tespit edilen ölüm oranları, nispeten daha temiz bölgelerdeki ölüm oranına göre 15-20% daha yüksektir. AB içersinde, beklenen ortalama yaşam süreleri, insan aktiviteleri sonucunda oluşan PM2.5 „e maruz kalınması sonucunda 8,6 ay kısalmaktadır. Troposferik (Atmosferin alt tabakalarında) Ozon (O3) Havada yüksek düzeyde bulunan ozon, insan sağlığı üzerinde önemli etki yapmaktadır. Solunum problemlerine neden olabilmekte, astımı tetiklemekte, akciğer fonksiyonlarını düşürmekte ve akciğer hastalıklarına neden olmaktadır. Avrupa‟da şu an için en fazla dikkate alınmakta olan hava kirleticisidir. Bir kısım Avrupalı çalışma, ozon‟a karşı maruziyette herbir 10 μg/m3 artışa karşılık günlük ölüm oranının 0.3%, kalp rahatsızlıklarının 0.4% oranında arttığını raporlamaktadır. Yeryüzü seviyesinde ozon seviyesinin yükselmesinin bazı bitkilerde fotosentez kapasitesinin azalmasına bağlı olarak büyümeyi durdurmakta, tarımsal üretimde önemli düşüşlere yol açtığı görülmektedir. Benzene ve diğer VOC ler Benzene karsinojendir. Burada risk toplam ömür boyunca maruz kalınacaklar ile ilgilidir. Madde aynı zamanda, maruz kalınan sürenin belirli bir sürenin üzerinde olması durumunda lösemiye yakalanma hassasiyetini de arttırabilmektedir. Buna benzer diğer başka VOC‟lerde oldukça zararlı olabilmektedirler, özellikle polycyclic aromatik hidrokarbonlar (PAH‟lar) ve 1,3 butadiene. PAH‟lar birkaç yüz adet değişik formda bulunmakta, bunlarda kansere neden olabilmektedirler. İlaveten, 1,3 butadiene maruz kalma ile yüksek kanser riski arasında görünen bir korelasyon bulunmaktadır. Kükürt Dioksit (SO2) SO2 solunum sistemi ve akciğer‟in fonksiyonlarını etkileyebilmekte ve gözlerin iritasyonuna neden olabilmektedir. Solunum yollarının iltihaplanmasına ve sonucunda öksürük, mukoza salgılanması, astım ve kronik bronşitin şiddetlenmesine neden olmakta, insanların solunum yolları enfeksiyonlarına karşı daha eğilim kazanmalarına neden olmaktadırlar. Yüksek SO2 seviyeleri tespit edilen günlerde, kardiyak hastalıkları ve ölüm nedeniyle hastaneye kabul oranları artmaktadır. SO2 „nin su ile reaksiyonu sonucunda sülfürik asit oluşmakta, buda asit yağmurlarının en önemli komponenti olmakta ve sonucunda ormandan yoksun kalınmaktadır. 500 μg/m3 „lik bir SO2 konsantrasyonunun 10 dakikalık bir ortalama etkileme süresini aşmaması gerekmektedir. Çalışmalar, astım‟dan muzdarip olan insanların belirli bir oranının, SO2 „ye 10 dakika gibi kısa süreli maruz kalma süreleri sonucunda pulmoner fonksiyonlarında ve solunum semptomlarında değişiklikler gözlemlenmektedir. Karbon Monoksit (CO) Karbon monoksit solunduğunda, kanda oksijentaşıyan alyuvar hücrelerinde bulunan hemoglobin maddesi ile temasa geçtiğinde zehirli duruma gelmektedir. Bundan sonra hemoglobin havadan oksijen alamamaktadır. Oksijenin eksikliği, hücre ve dokuların ölümüne yol açmaktadır. Bu durum mental aktiviteyi de aksi etkilemekte ve oksijenin kalbe ve akciğere naklinde yaşanan mevcut problemleri kötüleştirmektedir. Karbon Dioksit (CO2) Karbon dioksit ana sera gazıdır. Karbon dioksit troposferde 50 ila 200 yıl kalabilmektedir. Bazı kaynaklara göre, Karbon dioksit emisyonunun arttırılması sonucunda global ısınmanında 50- 60% artmasına neden olmaktadır. 1930 ların başlarında, atmosferik Karbon dioksit‟in artmakta olduğu raporlanmıştır. Geç 1950‟lerde yüksek hassasiyette ölçümleme teknikleri geliştirildiğinde, daha ileri teyit kriterleri de tespit edilmiştir. 1990‟lara gelindiğinde, global ısınma teorisi geniş çapta kabul edilmiş bulunmakta ancak henüz herkes tarafından kabul edilmemiş bulunmaktadır. Global ısınmanın gerçekten atmosferde artmakta olan Karbon dioksit nedeniyle mi oluştuğu henüz münakaşa halindedir. Kurşun Kurşun alınması, kurşun içeren toz ve dumanın yutulması veya solunması sonucu gerçekleşmektedir. Her ne kadar küçük miktarlarda alınan kurşun her hangi bir semptom yaratmamakta ise de, 10% kadar alınan kurşun yetişkin insan vücudunda ilk cesameti yavaş yavaş büyüyerek durmaktadır. Kurşun birçok vücut sistemini karşı yönde etkilemekte ve sonucunda sağlık bozukluklarına ve günler kadar kısa sürelerde maruz kalınmasına rağmen (akut maruz kalma) vücut sisteminde hastalıkların görülmesine veya yıllar boyunca maruz kalınması (kronik maruz kalma) sonucunda vücut sisteminde hastalıkların görülmesine neden olmaktadır. Medikal Semptomların frekansı ve şiddeti, kanda bulunan kurşun konsantrasyonu oranında artacaktır. Kurşuna maruz kalma genç çocuklarda daha ciddidir, çünkü büyümekte olan vücutları yetişkinlere oranla daha kolay kurşun alabilmekte ve kurşunun zararlı etkenlerine daha hassas bulunmaktadırlar. Düşük bir kurşun seviyesinde dahi maruziyet, entelektüel gelişme, davranış ve bebeklerde şekil ve duruşlarına zarar verebilmektedir. Hamilelik sırasında, özellikle son 3 aylık dönemde, kurşun plasentayı da aşarak doğmamış çocuğu etkileyebilmektedir. Kurşun aynı zamanda bitkilerin yapraklarında da birikebilecek ve otlamakta olan hayvanlara da zarar verebilecektir. Araçlarda kurşunlu yakıt kullanımı, 1990 yılında Kıbrıs‟ta yasaklanmış bulunmaktadır. O tarihten itibaren havadaki kurşun miktarı birçok kentte tespit edilemeyecek sınırların altına düşmüş bulunmaktadır.