Türkçe | English 
 
   
İzleme ve Denetleme
İzleme ve Denetleme Ana Sayfa
Tüzükler
Faaliyetler
Resim Galerisi
Haberler
Yasalar
Müzik İzni İçin Gerekli Evraklar
Personellerimiz
Genel Bağlayıcı Kurallar
Sanayi Kirliliğinin Kontrolü
 
kullanıcı adı: 
şifre: 
 
 
Şikayet / Öneri Formu
Her türlü Şikayet ve Önerilerinize
her zaman açığız....
 
Tüzük Çalışmaları
 

Sanayi Kirliliği Kontrolü tüzük taslağının temel hedefi, mevcut en iyi tekniğin uygulanması yoluyla havaya, suya, denize ve toprağa emisyonları sınırlamak ve KKTC’de halkın katılımını temin etmek için belirli endüstriyel faaliyetlerin (SKK tüzük taslağına ilişik Ek 1’de Kısım A’da yer alan tesisler) yürütülmesine yönelik bütüncül yetkilendirme sistemi (tek izin) temelinde bir sanayi kirlilik kontrolü (SKK) sistemini yürürlüğe koymaktır. Ayrıca, gürültü, kokular ve titreşimin azaltılması, atıkların önlenmesi/azaltılması, çevre kazalarının önlenmesi/azaltılması, alan ıslahı ve enerji verimliliği de amaç olarak ifade edilmektedir.

2008/1/EC sayılı Endüstriyel Kirliliği Önleme ve Kontrolü (EKÖK) yönergesinin gereklerinden öteye, ikinci amaç, kirlenmeye veya başka çevresel etkilere sebep olabilecek, EKÖK eşikleri altında başka bazı faaliyetlerin (SKK tüzük taslağına ilişik Ek 1’de Kısım B’de yer alan tesisler) yürütülmesini düzenlemektir. 2008/01/EC (eskiden 96/61/EC) sayılı EKÖK Yönergesi, endüstriyel faaliyetlerin yürütülmesini düzenlemek ve AB çapında kirlenmeyi önlemek için AB seviyesinde başlıca yasal düzenlemedir. Eklentide listesi verilen endüstriyel faaliyetler için tek izin çıkarılması gerekir ve MEİT’nin {mevcut en iyi tekniğin} uygulanması mecburidir. Tekniğin bir tanımı yönergede verilmiş ve EKK tüzük taslağına aktarılmıştır.

Belirlenen izin şartları beş yılda bir yetkili makamlarca gözden geçirilmeli ve gerekirse güncellenmelidir. Bir izinde önemli değişiklikler yapılması durumunda veya karar alma sürecinde etkin halk katılımı temin edilir. 2008/1/EC sayılı EKÖK yönergesini ulusal hukuka aktarmak için genel olarak 2 seçenek vardır: tek bir yatay yaklaşım veya çok sektörlü bir yaklaşım. Bu uzmanlık misyonu başlamadan önce, tek bir yatay yaklaşımın benimsenmesi (Birleşik Krallık, İskoçya, Malta vs. gibi diğer AB üye devletlerinde olduğu gibi), yani EKÖK yönergesi hükümlerinin (Avusturya’da olduğu gibi) farklı sektörel mevzuatlara yerleştirilmemesi kararlaştırılmıştır.

Dolayısıyla, yatay yaklaşım benimsendiğinde, bir yanda müracaatçı için idari külfetten kaçınmak, diğer yanda bir bütün olarak çevre için mümkün olan en yüksek seviyede koruma sağlamak üzere, inşaat, arazi planlaması (imar) veya ÇED konularında yetkili makamlar ve idareler ile, karar alma sürecinde ve daha sonrasında koordinasyonun garanti edilmesi SKK yetkili makamı Çevre Koruma Dairesi (ÇKD) için önemlidir. Tüzük taslağı hazırlanırken bu husus tam olarak dikkate alınmıştır; örneğin, müracaat ve izin belgesi düzenleme esnasında diğer yetkili makamlara zorunlu olarak danışılması öngörülmektedir. ÇKD ve diğer yetkili makamların (örneğin Şehir Planlama Dairesi) temsilcilerinden oluşan bir SKK komitesi kurmak yoluyla ve daha önceden bir ÇED prosedürü gerçekleştirilmiş ise halk katılımı uygulanmayabilir. SKK tüzüğünün yasal temeli Yeni Çevre Yasasında kurulmuştur.

Yeni Çevre Yasasına göre, ÇKD’nin teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca onaylanmak üzere tüzükler hazırlama yetkisini Çevre Bakanlığına verir. Yeni Çevre Yasası altında bu tüzüğün yasal temeli belirlenmiş ve SKK’nin uygulanması için genel düzenlemeler yapılmıştır: - endüstriyel kaynaklardan kirlilik önlenmelidir; - kirliliğin önlenmesi ve kontrolüne yönelik entegre bir yaklaşım tesis edilecektir, ve - halk bir müracaat veya önemli bir değişiklik üzerine yorumda bulunma fırsatına sahip olacaktır.

Yeni Çevre Yasası’na göre, SKK’nin temel amaçları:

(A) Özellikle mevcut en iyi tekniklerin uygulanması yoluyla, kirliliğe karşı bütün uygun önleyici tedbirlerin alınması.

(B) Önemli bir kirliliğe sebep olunmaması.

(C) Atık üretiminden kaçınılması; atık üretildiğinde, bunun geri kazanılması veya (geri kazanma teknik ve ekonomik bakımdan imkânsız olduğu takdirde) çevre üzerinde herhangi bir etkiden kaçınarak veya bu etkiyi azaltarak bertaraf edilmesi.

(D) Enerjinin verimli kullanılması.

(E) Kazaları önlemek ve bunların sonuçlarını sınırlamak için gerekli tedbirlerin alınması.

(F) Faaliyetlerin kesin olarak durması üzerine, herhangi bir kirlilik riskinden kaçınmak ve faaliyet mahallini

Çevre Koruma Dairesince talep edilen duruma geri döndürmek için gereken tedbirlerin alınması. Hedeflenen tüzük, entegre kirlilik önleme ve kontrol mekanizması için yasal düzenleme getirecektir. Çevre Yasası ve SKK tüzüğü yoluyla ulusal hukuka aktarılan EKÖK Yönergesi, yeni veya mevcut, ilgili bütün endüstriyel tesislerce karşılanacak temel yükümlülükleri tanımlar.

Entegre bir izin sürecinin kapsaması gereken asgari endüstriyel faaliyetler 2008/1/EC sayılı Yönergeye ilişik Ek I’de listelenmiştir. Bu listede, 6 başlık altında gruplandırılan alt faaliyetleriyle birlikte 35 faaliyet yer almaktadır. Halen bunlar içinde sadece bazı faaliyetler KKTC bakımından anlamlı olacaktır. Bu tüzüğün hazırlanması sürecinde, çalışma grubu, 2008/1/EC sayılı Yönergeye ilişik Ek I kapsamına giren 25 mevcut tesisin listesini belirlemiştir. Ancak, yasa koyucular, entegre izin sürecini daha küçük endüstriyel faaliyetlere veya başka işleticilere de uygulayabilirler. SKK tüzük taslağı bakımından durum böyle olacaktır.

Tüzük kapsamına giren tesislerin işletilmesi için ÇKD’den bir izin alınması gerekli olacaktır. Ancak, Kısım A’daki tesislerin işletilmesinde Mevcut En İyi Tekniğin uygulanması ve izin verme sürecinde halk katılımı gerçekleştirilmesi zorunlu olacaktır. Tek izin, belirlenen tesislerde sıvı atık ve hava emisyonlarını, atık yönetimi, gürültü ve ilgili konuları düzenleyecektir. İzin şartlarının belirli bir mekana özgü olarak tespit edilebilmesi imkânı yanında, EKÖK Yönergesi ‘Genel Bağlayıcı Kurallar’ (GBK) kullanma imkânını da öngörür. Bu madde, bütüncül yaklaşımın sürdürülmesi ve eşdeğer bir yüksek seviyede çevre korumanın temin edilmesi ön şartını koymaktadır. SKK tüzük taslağı GBK’ler kabul etmek için bir yasal temel sağlamıştır. 2008/1/EC sayılı Yönerge, izin verme prosedürü için ayrıntılı bazı gereklilikler koyar; bunlar arasında, bir müracaatın içeriği, izin belgesi ve halk katılımı prosedürü hakkında ayrıntılı düzenlemeler yer alır. Dolayısıyla, müracaat, izin verme prosedürü ve halk katılımıyla ilgili prosedür kuralları SKK tüzüğünde tam olarak düzenlenmiştir.

 Halk katılımıyla ilgili düzenleme, 96/61/EC sayılı EKÖK Yönergesine ve 85/337/EC sayılı ÇED Yönergesine daha sonra 2003/35/EC sayılı Yönergeyle yapılan bir değişiklik yoluyla eklenmiştir. 2003/35/EC sayılı Yönerge çerçevesinde halk katılımı, ÇED için Yeni Çevre Yasası ve SKK için belirlenmiştir. Dolayısıyla, bir ÇED prosedüründe halk katılımı zaten uygulanmış olursa, ÇKD (Çevre Koruma Dairesi) SKK izin prosedüründe bir diğer halk katılımı prosedürünü geri çekmeye karar verebilir. Bir projenin ÇED tüzüğü kapsamına girmemesi halinde, inşaat izni vermeye yetkili makam olarak belediye, SKK prosedüründe halka danışma uygulaması yapılıncaya ve bir SKK izni verilip yürürlüğe girinceye kadar inşaat izni verme prosedürünü durdurmak zorundadır. Bütün izin işlemleri verimli proje yönetimi prensipleri kapsamında gerçekleştirilir. Sürecin sorumluluğu, bir bütün olarak süreç üzerinde gözetime sahip bir proje liderinin elindedir. Hava, su ve gürültü uzmanlarıyla somut duruma göre gerekli diğer konuların uzmanlarından olaşan bir ekip, proje liderini, münferit izin prosedürü çalışmalarında destekleyecektir.

Tam bir müracaat için gerekli belgeler üzerine bilgi ÇKD tarafından geliştirilecek ve sağlanacaktır. Tüzük, ayrıca, yetkili makamların zorunlu katılımıyla, izin sürecine ait tespit edilmiş sürelerle ve halk katılımlarıyla ilgili kurallar da içermektedir. ÇKD tesise izin verilmesi veya tesisin işletilmesini kontrol eder, yaptırımlar koyar, bir tesisin işletici değişimlerini, endüstriyel faaliyetlerin sona ermesini, tesis işletiminin geçici olarak durdurulmasını kaydeder, entegre kirlilik sicilini oluşturur ve tutar, halkın bilgilendirilmesi ve katılımını temin eder ve genel bağlayıcı biçimde emisyon limit değerleri koyar. Bir denetleme tüzüğüyle kurulan Çevre Denetlemesi, yasada ve izinde konulan yükümlülüklere uyulmasını kontrol eder, belirli durumlarda tesisi sınırlar veya kapatır vs. ve denetlemeler yatay bir görev olarak öngörülmektedir; ancak, EKÖK tesislerindeki çevre denetlemeleri, bunlara ait minimum kriterler öngören tavsiyede (RMCEI) belirlenmiş olan bazı spesifik kriterlere uygun olmalıdır. Denetleme faaliyetlerinin planlanması RMCEI’nin kilit bir gereğidir. Planlama, yapacağımız çalışmayı önceden mümkün olduğu kadar doğru bir şekilde tanımlamak ve açıklamak, böylece etkili, verimli, şeffaf ve hesap verebilir biçimde denetleme yapılabilmesi demektir. Dolayısıyla, EKÖK yönergesinin ulusal hukuka aktarılması bağlamında, denetleme planlamasına güçlü bir ağırlık verilmiştir.